Asansör Faaliyetlerinin İyileştirilmesi ve Geliştirilmesi Çalıştayı
By Bülent Yılmaz | Türkiye | 2 Nisan 2024
Okuma süresi 12 dakika
Tüm Asansör Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TASİAD) ve Tüm Asansör Sektörü İşverenleri Sendikası (TASİS), 28-29 Şubat tarihlerinde Ankara Kızılcahamam'da "Asansör Faaliyetlerinin İyileştirilmesi ve Geliştirilmesi Çalıştayı" düzenledi.
İlk gün
Çalıştaya, sektördeki tüm paydaşları temsilen Sivil Toplum Kuruluşları, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, MMO, EMO, TSE, A Tipi Muayene Kuruluşları, Onaylanmış Kuruluşlar ile imalatçı ve montaj firmaları katıldı. Ankara Kızılcahamam Çam Otel'de gerçekleştirilen etkinliğin ilk gününde davetliler açılış konuşmaları için bir araya geldi.
TASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Bulut, TASİAD'dan Cansu Anıl'ın sunuculuğunu yaptığı açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Çok tehlikeli sınıf kategorisinde değerlendirilen çok bileşenli bir sektörün temsilcileri olarak, modern yaşamın vazgeçilmez bir unsuru olan asansörlerin güvenlik zafiyetlerini ve nedenlerini incelemek üzere bugün burada bir araya geldik. Asansörlerin tasarım, üretim, uygulama, bakım ve kontrol mekanizmalarının işleyişindeki aksaklıklar ve zaman içinde ortaya çıkan yasal uygulama eksiklikleri, ülkemizde her geçen gün artan asansör kazalarının nedenidir. Bu tehlikeleri ortadan kaldırmak için yapılması gerekenleri ele alacağımız çalıştayımızın nihai raporunun, sektörümüzün gelişimi için çok önemli bir kaynak olacağına içtenlikle inanıyorum." dedi. Sektördeki veri eksikliğine değinen Bulut, "Hepimizin bildiği gibi, ölçemediğimiz hiçbir şeyi yönetemeyiz. Bu amaçla, Türkiye genelinde hayata geçireceğimiz 'Asansörde Kaç Kişi Var?' projemizle sektörde ihtiyaç duyduğumuz istatistiksel verilere ulaşmayı hedefliyoruz." dedi.
Ege Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği (EAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Selda Baloğlu Tokoğlu, "Son yıllarda sektörümüzde asansör firmalarının sayısının artmasıyla sorunların da artmaya devam etmesinden dolayı hepimiz üzgünüz ve maalesef kamuoyunda sadece asansör kazalarıyla hatırlanıyoruz. Bakanlık nezdinde birlik imajı oluşturmanın, bir araya gelmenin ve ortak toplantılar düzenlemenin faydalı olduğuna inanıyorum. Ancak maalesef EAYSAD, TASİAD, TASIS ve TASFED'in ayrı ayrı bakanlığın kapısını çalması, bence bakanlığın gözünde imajımızı olumsuz etkiliyor..." dedi. Ayrıca, son yıllarda sadece İzmir bölgesinde yasa dışı faaliyet gösteren firmalar üzerine yaptığı araştırmada, Hizmet Yeterlilik Belgesi (HYB) alan asansör firmalarının sayısının 194 olduğunu, ancak pazar satıcısı arkadaşlarından aldığı cari hesap sayısının 550 olduğunu belirterek, izinsiz ve haksız kazanç sağlayan firmaların sayısının yüksekliğine dikkat çekti.
TASIS Başkanı Turgay Kuluğ, konuşmasının ardından şunları söyledi: "Bildiğiniz gibi, asansör sektörü iki önemli bileşenden oluşur: Bileşen üreticileri ve montaj yüklenicileri. Bu iki taraf içinde işini çok iyi yapan ve bunu başarmak için çabalayan bir kesim varken, tam tersini yapan çok büyük bir kitle de var. İnşallah, bu başarısızlık noktalarına, tabiri caizse bu kanayan yaraya parmak basarak bu kanamayı durdururuz."
TSE Denetim ve Gözetim Merkezi Başkanlığı'ndan Merkez Başkanı Cengiz Gören, "TSE olarak bu sektörün birçok alanında yer alıyoruz. Bunların başlangıcında, standart hazırlık tarafında da bulunuyoruz. Öte yandan, kamu güvenliği alanında vatandaşları ilgilendiren periyodik denetimler alanında da yer alıyoruz. Sektörün tüm aktörlerinin burada bulunmasının büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum." dedi.
Açılış konuşmalarının ardından toplu fotoğraf çekildi. Verilen aradan sonra davetliler akşam yemeğinde tekrar buluştu.
İkinci Gün
Çalıştay'ın ikinci günü, D Kare Gözetim Test ve Belgelendirme firmasından Mustafa Görmüş'ün moderatörlüğünde başladı. Sunumlara geçmeden önce, Görmüş kısaca konseptten bahsetti ve ilk sunum için TASİS hukuk müşaviri Avukat Selin Aslan Öztürk'ü kürsüye davet etti. Öztürk, "Kazalar / PGD / Yerel Yönetimlerin Hukuki Değerlendirmeleri" başlıklı sunumunda, 2010-2023 yılları arasında meydana gelen kazalarla ilgili topladıkları verileri paylaştı.
Öztürk, verdiği çarpıcı rakamların yanı sıra kullanıcıların karıştığı kazalarda güvenlik aksamlarının işlevini yerine getirmemesi, asansör ünitelerine uygunsuz müdahaleler, kurtarma faaliyetleri esnasında meydana gelen kazalar, doğrudan kullanıcı kaynaklı kazalar, amaç ve kapasite dışı kullanımdan kaynaklı kazalar gibi bu kazaların temel nedenlerini de detaylıca aktardı. Konu hukuk olunca sunum sonunda firmaların gerek HYB yenilemeleri ve gerekse PGD kapsamında yaşanan hukuki sorunlar taraflar tarafından detaylıca tartışıldı.
İkinci sunumu TASİAD Teknik Çalışma Grubu üyesi Zafer Demirkol, "Montaj Şirketlerinden Sunumlar" başlığıyla gerçekleştirdi. Konuşmasında, "Asansör, onu kuyuya yerleştiren ustamızın ve mühendisimizin sanat eseridir" diyerek, sektördeki işçilere ve bu sektörde hizmet veren herkese saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Asansörlerde dış ve yapısal sorunlardan kaynaklanan birçok uygunsuzluk ve kaza yaşandığını ifade eden Demirkol, çok yönlü birçok soruna rağmen faturanın asansör şirketine kuyuda ödendiğini söyledi. Yapısal nedenlerden kaynaklanan sorunlara çarpıcı resimler ve örneklerle değinen Demirkol, ayrıca kullanılan malzeme ve parçalardan kaynaklanan sorunların da şirketleri son kullanıcıyla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Kazalar ve şikayetler sonucunda, ne olursa olsun, the source Sorunun elektrikli ya da arızalı ürünlerden kaynaklanan sorunlar dahi tesisatçı firmalara yansıtılmaktadır.
Soru cevap kısmında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı adına söz alan İlyas Menderes Büyüklü, Asansör Yönetmeliğinin oldukça demokratik olduğunu ve tüm tarafların sorumluluklarının da açık ve net bir şekilde belirlendiğini belirterek önemli olan tarafların bu yükümlülüklere uyması gerektiğini söyledi. Ayrıca Muayene fiyatlarının düşük olmasından kaynaklı sahada yaşanan sorun ve aksaklıklar da taraflarca tartışıldı.
Üçüncü sunum, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Asansör ve Makine Dairesi Başkanı Dr. Şakir Karakaya tarafından "Asansörler için PGD Muayene Süreçleri" başlığı altında yapıldı. Sunumuna interaktif bir anketle başlayan Karakaya, salondaki konuklardan, kendisine ilettiği bir web sitesinde hazırladığı soruları yanıtlamalarını istedi ve yanıtları ekranda canlı olarak yansıttı. Canlı ankette, "Ülkemizdeki yerli Onaylı Kuruluşların ve A Tipi Muayene Kuruluşlarının genel performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?" ve "Asansör güvenlik bileşenlerinin muayenelerinde en sık rastlanan uygunsuzluklar hangileridir?" gibi sorulara verilen olumsuz yanıtlar dikkat çekti. Canlı ankette en çok dikkat çeken sorulardan biri de 33 güvenlik bileşeni için gerçekleştirdikleri muayene sonuçlarıyla ilgili soruydu. Katılımcıların yaklaşık %90'ı bunun uygunsuz olabileceği yönünde oy kullandı. Sunumun sonraki bölümlerinde, PGD faaliyetleri hakkında bilgi vererek tespit edilen uygunsuzluklar hakkında bilgi veren Karakaya, Bursa'daki MESYEB Test laboratuvarında gerçekleştirdikleri testlerden örnekler verdi ve izledikleri süreci açıkladı. Ayrıca, MESYEB bünyesinde test edilebilecek güvenlik bileşenlerinin kapsamını genişletmek için çalışmaların devam ettiğini belirtti.
Burak Demircan: "Asansör şirketlerinin sayısı neredeyse kuaförlerin sayısıyla aynı!"
Kahve arasından sonraki ilk sunumu MMO'dan Burak Demircan, "Ulusal ve Uluslararası Asansör Muayeneleri ve Yerel Sorunlar" başlığıyla gerçekleştirdi. Salondakilere fikir vermek amacıyla, dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan ABD ve Avrupa Birliği'nde bu tür muayenelerin nasıl yapıldığına dair bilgiler verdi. Örneğin, bu konuların ABD'de geçerli olan ASME 17.1, 17.2 ve 17.23 standartlarında ayrıntılı olarak yer aldığını belirtti. Örneğin, ABD'de devreye almadan önce ve sonrasında her beş yılda bir tam yük testleri yapıldığını söyledi. Avrupa ülkeleri arasında küçük farklılıklar olsa da, genel uygulamanın Türkiye'deki düzenlemelerle uyumlu olduğunu ifade etti. Ülkemizde muayenelerde yaşanan sorunların başlıca nedenlerinin bilgi eksikliği, kalite sorunları, CE etiketlemesinin anlaşılmaması, yetkin teknik personel eksikliği ve cezaların etkinliğinin yetersizliği olduğunu belirtti. Bu alandaki firmaların bilgi eksikliği yaşadığını ve hatta bilgiye nasıl ulaşacaklarını bile bilmediklerini söyledi. En büyük sorunlardan biri olarak şunları söyledi: "Evet, asansör firması sayısı yüksek olabilir, ama bunun da bir sınırı olmalı. Ben İzmir'den geliyorum. Asansör firması sayısı neredeyse kuaför sayısıyla aynı! Bu ne demek, asansör sayısı ile kuaför sayısı nasıl aynı olabilir ve burada kaliteden nasıl bahsedebiliriz?"
Günün beşinci sunumu, moderatör Mustafa Görmüş tarafından "G Modülü Sürecinde Yaşanan Sorunlar" başlığıyla gerçekleştirildi. Görmüş, sunumunda asansörlerin tasarım, montaj ve kayıt aşamalarındaki modüller ve sertifikasyon süreçleri hakkında detaylı bilgi verdi. Sunumun sonunda konuşan Metroplast Asansör Genel Müdürü Levent Akdemir, Türkiye'deki çok sayıda yetkili kuruluşun varlığı nedeniyle bazı durumlarda işin belge ticaretine dönüştüğünü ve birçok suistimalin yaşandığını gördüklerini belirtti. Akdemir, "Etik olarak, güvenlik bileşenini sertifikalandıran kuruluş ile asansörü denetleyen kuruluşun farklı şirketler olması gerekir. Başka bir deyişle, birinde yetkisi varsa, diğerinden de yetkisi alınmalıdır." dedi. Soru-cevap bölümünde konuşan Bursa MESYEB Asansör Test Merkezi'nden Tolga Soğucak ise, "Türkiye'de fizik kanunlarına aykırı güvenlik bileşenlerinin sertifikalandırılması ve üretimi var. Bu nasıl olabilir? Başka bir deyişle, yetkili kuruluşların çok ciddi bir şekilde gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum." şeklinde konuştu.
Soru-cevap bölümünde söz alan Şakir Karakaya, "Tescilden önce yapılacak ilk periyodik kontrolden önce tam yük testi zorunlu olmalıdır" dedi. Ancak salonda tartışılan "etik" sorunu nedeniyle, aynı testi yapacak yetkili bir kuruluş ve denetim organı kurulmasına rağmen sorunun çözülmediğini belirtti.
Kahve arasından sonraki ilk sunumu TASIS Teknik Komitesi'nden Recep Aslan, "A Tipi Muayene Kurumlarıyla İlgili Sorunlar" başlığı altında yaptı. Aslan, "Türkiye'nin herhangi bir ili veya ilçesine gidelim ve oradaki bir asansörü inceleyelim. Bu asansör muayenesini 10 farklı A tipi muayene kurumuna yaptıralım. Sizce bu A tipi muayene kurumlarının vereceği raporların hepsi aynı mı olmalı, yoksa farklı mı olmalı? Sektördeki tecrübem gösteriyor ki, 10 firma aynı asansörü aynı yönetmeliklere göre incelese bile, hepsi farklı raporlar hazırlayabiliyor." dedi. Ayrıca, kırmızı etiket gerektiren bazı kusurların mavi etiketle işaretlenmesine; aynı şekilde, sarı etiket gerektiren kusurların mavi etiketle işaretlenmesine de eleştiri yöneltti. Daha önce çalıştayda ele alınan A Tipi Muayene Kurumu personelinin araç tahsis edilmemesi nedeniyle, personelin asansör operatöründen destek almasını da eleştirdi. Aslan, sınav görevlilerinin genç ve deneyimsiz olmasının ve ücret koşulları nedeniyle uzun süre bu işte kalamamalarının başka bir sorun yarattığını söyledi.
Turgay Kuluğ: "Sadece dört çalışanı olan bir şirketin 2022 yılında tescil ettirdiği asansör sayısı 3,632!"
Ardından TASIS Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Kuluğ, "Haksız Rekabet ve Kayıt Dışı Faaliyetler" konulu bir sunum yaptı. Kuluğ, kayıt dışı faaliyet gösteren şirket sayısıyla ilgili çarpıcı rakamlar paylaştı: "26 Şubat itibarıyla Türkiye'de tesisat müteahhitliği alanında TSE'ye kayıtlı, tüzel kişiliğe göre faaliyet gösteren işletme sayısı 3,190'dır." Buna karşılık: "Maliye Bakanlığı'ndan daha önce aldığımız verilere göre, asansör müteahhitliği alanında faaliyet gösteren vergi mükellefi sayısı 20,000'i aşmaktadır" diyerek, izinsiz çalışan ve haksız kazanç sağlayan işletmelerin sayısının büyüklüğüne dikkat çekti.
Ülkemizdeki bu absürt durumu nüfusa göre asansör taahhüt firma sayılarını Avrupa ile kıyaslayan Kuluğ, Avrupa’da 536 Milyon nüfusa 445 firma hizmet verirken, ülkemizde 20,000 milyon nüfus için 85 binden fazla firma mevcut olduğunu söyledi. Yine bu durumu İstanbul Avrupa yakasında kayıtlı ve sadece 2022 çalışanlı bir şirketin 3,632 yılı içinde tescil ettiği asansör sayısının 1,700 olduğu çarpıcı bir örnekle gösterdi. Kendi deneyimleri ile yaptıkları hesapta, hiç durmadan çalışsalar dahi bu orandaki asansör projelerini bitirmek için şirkette en az 17,000 çalışan olması gerektiğini söyledi. Bu tarz kâğıt üzerindeki şirketler devasa bir vergi borcu ile ertesi gün de kapanabiliyor. Bu sorunu çözmek için bataklığın kurutulması yani bu XNUMX bin firmanın kapatılması gerektiğini belirtti.
Tuncay Kuluğ'un ardından Zafer Güneş, "Onaylanmış Kuruluşlarla İlgili Sorunlar" başlıklı bir sunum yaptı. Onaylanmış kuruluşların oluşum öyküsünü anlatırken Güneş, o dönemde bu sektöre giren bazı şirketlerin piyasa arzına ilişkin bir modülün gerekliliğinin bile farkında olmadıklarını söyledi. Sektörde yaşanan sorunları kendi deneyimleriyle örneklendiren Güneş, sürecin bu aşamalara gelmesinde tüm paydaşların payı olduğunu ve suçlunun tek bir kurum veya kişi olmadığını belirtti. Güneş, "Herkes önce kendi evinin önünü süpürmeli" diyerek, herkesin önce kendinden başlaması gerektiğini vurguladı.
D Kare Test ve Belgelendirme firmasından Cem Çelik, "Güvenlik Bileşenleri Üreticilerinin Karşılaştığı Sorunlar" başlıklı sunumunda, öncelikle güvenlik cihazlarının uygunluk değerlendirme prosedürlerinden bahsetti. Ardından, güvenlik bileşenlerinin belgelendirilmesinde izlenen yol ve test süreçlerini detaylı bir şekilde açıkladı ve bu alanda faaliyet gösteren üreticilerin karşılaştığı sorunları sıraladı. Bu süreçte, tasarım, malzeme, işçilik, personel ve satış sonrası sorunların olumsuz etkilerini örneklerle açıkladı.
Tolga Soğucak: "Piyasadaki ürünlerin neredeyse %90'ı uygunsuz."
MESYEB Asansör Test Merkezi'nden Tolga Soğucak, yoğun atölye programı ve uzun soru-cevap oturumları nedeniyle konuşmasını kısa tutarak, "Güvenlik Bileşenleri Testleri" başlıklı sunumunda ciddi sorunlara işaret eden kısa ama önemli bilgiler paylaştı. Soğucak, "Faaliyetlerimizde edindiğimiz deneyimleri paylaşmakla ilgili birkaç soru sormak istiyorum. Örneğin, bir güvenlik bileşeni olan freni ele alalım. Bu frenin kapasitesi hangi aralıkta makul sınırlar içinde olabilir? Örneğin, 600 kg ile 3 ton arasında bir fren olabilir mi? Yani, üç kişilik asansör ile 23 kişilik asansörün aynı frenlerle çalıştığını iddia eden belgeler var." dedi. Piyasadaki ürünlerin neredeyse %90 oranında uygunsuzluk gösterdiğini belirten Soğucak, MESYEB Test laboratuvarında elde ettikleri sonuçları paylaştı.
Konuşmasının sonunda Soğukcak, "Bu ürünü 10-15 yıldır üreten insanlar var ve 'Bu işin böyle olduğunu bilmiyorduk' diyorlar. Burada bir sorun yok mu? Başka bir deyişle, bu testlerin sertifikasyon süreçlerinde yapılıp yapılmadığı sorusu hakkında bir görüş oluşturduğumuzu söylemeyeceğim, ancak bir fikir oluştuğunu düşünüyorum. Bu konuya geriye dönük bir bakış atılmalı." dedi.
Günün son sunumunu TSE'den Oktay Akman, "Asansör Sektörü Gelişecek mi? Sorunlar ve Çözüm Önerileri" başlıklı sunumuyla gerçekleştirdi. Konuşmasının başında Akman, gün boyunca ele alınan sorunları sıralayarak, "Bu sunumun bu bölümünü 2018'de yazdım çünkü 2020 veya 2022'yi net hatırlamıyordum; Mühendisler Odası sempozyumunda yaptığım sunumdu. Şimdi, bugün konuşulanlara baktığımızda, aynı şeylerden bahsediyoruz, hiçbir şey değişmedi." dedi. Aslında, 2006 yılında sektöre girdiğinde de aynı sorunların tartışıldığını belirtti. Ardından, sorunlara ilişkin alınabilecek önlemleri ve çözüm önerilerini sıraladı.
Günün sonunda planlanan İstek ve Öneriler bölümünde temel sorunlar tartışıldı. Ancak önceki sunumlarda sürelerin aşılması ve soru cevap kısmının fazla uzaması nedeniyle soru cevap kısmına çok süre kalmadığından istek ve öneriler kısmı birkaç konu ile kısıtlı kaldı. Bu bölümde söz alan Abdurrahman Aksöz aynı sorunların yıllardır konuşulması ve çözüm bulunamaması konusunda ilerleme kat etmek için içinde ilgili tüm tarafların olduğu bir mail grubu kurulmasını önderdi.
İlgili taraflar dile getirdikleri ve tartıştıkları sorunları bir rapor halinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunacaklar.



