Asansörler hızlarına göre değerlendirilir, bu nedenle en hızlı modelleri üreten firmalar öne çıkar; Otis, Schindler, KONE ve TK Elevator gibi firmalar sektörde hakim konumdayken, Mitsubishi, Toshiba, Hitachi ve Hyundai Uzak Doğu'dan ortaya çıkar. Türkiye'nin sanayi geçmişine rağmen, yüksek hızlı asansör üretimi azdır ve ekipmanların çoğu Çin'den ithal edilmektedir, bu da yerli markaların oluşmasını engellemektedir. İçsel parçalanma, aşırı rekabet ve kısa vadeli düşünce, verimliliği, yeteneklerin elde tutulmasını ve ürün kalitesini aşındırarak birçok firmanın ucuz tedarikçi olarak etiketlenmesine neden olur. Asansör sektöründe başarı, hem uyumlu bir ekip hem de güvenilir ekipman gerektirir; bunlar olmadan marka oluşturma başarısız olur ve sektör, Uzak Doğu şirketleri için fason üretim yapan bir yer haline gelme riskiyle karşı karşıya kalır.
Herkese merhaba
Günümüzde asansörler herkesin bildiği gibi hızları ile anılmaktadır. En hızlıyı yapan kazanır ve zirveye oturur mantığı ile hareket edilmektedir. Bu asansörleri yapan firmalar da doğal olarak, markaları en ön plana çıkan firmalar olmaktadır
Genel olarak dört büyükler olarak tanımladığımız firmalar (Otis, Schindler, Kone, TKE) dışında, asıl yüksek hızlı asansörleri yapan firmaları Türkiye’de çok göremiyoruz. Bunlara örnek vermek gerekirse, Mitsubishi, Toshiba, Hitachi, Hyundai firmaları en önde gelen yüksek hızlı asansör markalarıdır. Hyundai, ülkemizde de son yıllarda adından söz ettiren bir Uzakdoğu merkezli firma olmayı başardı.
Ülkem adına o kadar üzülüyorum ki; 1950’li yıllarda soğuk savaşın ilk sıcak çatışmaya döndüğü bir savaşa giren bir ülkeye, güçlü bir ülke olarak asker göndermemize rağmen, aradan geçen kısa zaman içerisinde, Güney Kore’nin geçirdiği müthiş sanayi ve teknoloji devriminin yanı sıra, asansörde de marka olması gerçekten çok hayret verici. Kullandığı ürünlerin birçok kısmını da Çin’den ithal ederek marka olmuşlardır.
Aynı durum ülkemizdeki asansör montajcıları için de geçerli. Ülkemizde üretilmeyen yüksek hızlı asansör ekipmanları da Çin'den ithal ediliyor. Peki neden bir marka olamıyoruz? Çünkü kendi içimizde mücadele ediyoruz ve üretken olmaktan, marka olmaktan kaçınıyoruz.
Genel olarak kendimize bir isim yaptık, ancak bunu yabancı pazarları alt üst etmek için yaptık. Markalaşma yolunda uzun bir yol kat ettik, ancak farklı bir yoldan: örneğin "ucuz asansör" terimi geçtiğinde akla ilk gelen ülke olmak gibi.
Asansör işi ekip ve ekipman işidir. Bu ikiliyi firmalarınızda sağlayamazsanız hiçbir şekilde markalaşma konusunda bir yere varamazsınız. Sadece ticaret sicil kaydınızın olduğu, normal bir ticarethane patronu olursunuz.
Her zaman söylediğim gibi, çok fazla şirket olması her alanda rekabeti tetikler; bu nedenle, yüksek verimlilik elde etmek yerine birbirlerinin işlerini baltalarlar. Kurumsal şirketlerde çalışan, işini bilen ve işini seven insanlara bakarsanız, çok sık iş değiştirmezler ve yeni teklifleri samimi bulmadıkları için kabul etmezler. Şirket sayısı az olduğunda ise, tüm çalışanlar haklarını aldıkları ve kişisel haklarını sonuna kadar kullandıkları için ekipten ayrılmak istemezler ve başarıya ortak olurlar.
Ekipman konusu da aynı şekilde olmalıdır. Firmaların tercih ettiği ve ortak payda da herkesin onayladığı ekipmanları kullanan firmalar daha başarılı olmaktadır. Ama ucuz ürün ve ucuz düşünceler olduğu sürece başarıdan bahsetmek anlamsız olmaktadır.
Bugünü düşünen yarına çıkamaz. İşimizi daha ileriye götürmek ve markalaşmak adına gerekenleri yapmak zorundayız. Aksi takdirde ucuz olmaktan kurtulamayız.
Bu gidiş ile biz, uzak doğu firmalarına fason imalata başlarız.